Midilli Adasında Müzeler ve Ören Yerleri

Tarih-Sanat ve Doğa Müzeleri & Kiliseler-Manastırlar..

l

Theofos Hacimihail Müzesi

Midilli şehrinin Varya isimli semtinde bulunmaktadır. Müze, Midillili değerli Mimarı G. Gianulelis tarafından tasarlanan ve 1964 yılında Midillili sanat eleştirmeni olan ve eserleri ile bu büyük halk ressamını (Theofilos Hacimihail) yücelten Stratis Eleftheriadis’in (Teriade) bağışları ile, zeytinliklerle dolu bir bölgede, inşa edilen, yalın mimariye sahip olam bir binada barınmaktadır. Müzenin salonlarında, saygıdeğer halk ressamı Theofilos’a ait “Teriade”nin özel koleksiyonundan Midilli Belediyesi’ne hibe edilen 86 eseri sergilenmektedir.

Theofilos Hacimihail kendini eğitmiş bir ressam olarak geçen yüzyılın (20.) Yunanistan halk resim sanatının en önemli temsilcisidir. Doğduğu (1868 – 1934) ve çocukluk yıllarını geçirdiği şirin Varya semtini yürekten ve ihtirasla sevmiş ve resim eserlerine bu sevgisini cömertçe aktarmıştır. Yerinde duramayan ve hayalperest bir kişi olarak, İzmir’den Pilio ve Larissa’ya kadar seyahat etmiş ve ressamlık hayatının ilk iki dönemini bu bölgelerde yaşamıştır. Adanın kurtuluşundan (1912) sonra, resimlerinin üçüncü ve son periyodunu tamamladığı Midilli şehrine dönmüştür. Orada, sanatçının eserlerinin değerinin anlaşılmasını kendisine borçlu olduğumuz ve eserlerinin dünyada uluslar arası boyutlarda tanıtımını sağlayan, değer görmüş sanat eleştirmeni ve basımcı Teriade ile tanışmıştır.

Theofilos’un sanatı Pilio ve Midilli Adası’nın çeşitli binalarında (ev ve dükkanlarda) muazzam sayıda resim ve fresklerde görülmektedir. Eserlerinin konuları – genel olarak tarihi ve duygusal – onun ruh halinin iki ana unsurunu yansıtmaktadır: Duygusal bir vatan sevgisi ve romantizm eğilimi. Yunan halkının tarihi antik dönemlerden 1821 yılına kadar yani, Yunanlıların Osmanlılara karşı Yunan Direnişi’ni başlattıkları yıla kadar ona sevdiği kahramanları sağlamaktadır. Büyük İskender, Konstantinos Paleologos, Kolokotronis, Markos Boçaris vs. Duygusal resimlerinin figürlerini, romantik romanlardan ve çeşit çeşit kartpostallardan buluyor. Aretusa ve Erotokritos, Romeo ve Juliet ile resimlerindeki tüm kadın figürleri. Theofilos’un bu iki ilham kaynağına yaşadığı çevreyi de eklememiz lazımdır. Yunanistan’ın doğası ve romantik sahneler eserlerinin çoğuna damgasını vurmaktadır.

Theofilos’un sanatı , halk resim sanatının tüm özelliklerine sahiptir. Canlı renkler (genellikle doğal maddelerden kendisi tarafından elde edilmiş) özgünlük, içtenlik ve dürüstlük gibi unsurlar ki bunlar eserlerinde rastlanan teknik yetersizliği ve tarih ile ilgili ihmalleri dengelemektedir.Müzede sergilenen eserlerinin çoğu, sanatçının resim yaşamının olgunluk periyoduna ait ve özel renk uyumları, resimlenen kişilerin gerçekçi orjinalliği, canlılığı ve halk ressamının doğasında bulunan içtenlik duygusu ile ün kazanmıştır. Müze, bu büyük sanatçının eserlerinin eserlerinin çok seçkin bir görüntüsünü vermeyi başarmıştır. Yakında Midilli şehrinde, Theofilos’un hayatının pek çok yılını geçirdiği ev de, müzeye çevrilecek ve ziyarete açılacaktır.

Eleftheriadis – Terriade Kütüphane
Modern Sanatlar Müzesi

Midilli şehrinin Varya semtinde, Theofilos Müzesi’nin yakınında bulunmaktadır. Stradis Eleftheriadis Midilli şehrinde doğdu. (1897 – 1983) küçük yaşta Paris’e gitmek üzere ayrıldı ve orada hukuk okudu. Fakat kısa zamanda resim sanatına duyduğu ilgi, onu bu sanat ile daha derinden ilgilenmesine olanak tanıyan bir sanat eleştirmenine dönüştürüyor. Sanat içerikli dergi ve kitapları basımında o dönemin yayıncıları ile birlikte çalıştı ve 1937 yılında kendi yayın evi olan VERVE’yi (ilham) kurdu. Aynı isimli dergide parlak yazar, ressam ve şairler ile birlikte çalıştı. (Müzenin girişinde bu derginin sayıları bulunmaktadır) Kısa zamanda Teriade’nin kafasında yeni bir fikir doğdu. Çeşitli sanatçı dostlarını “Büyük Kitapların” basımına teşvik ve ikna etme fikriydi aklına gelen. Verve dergisinin sayılarında var olan resim eserlerinin reprodüksiyonları iken, elde yapılmış ve az sayıda çıkan (180 – 250’ye kadar) “Büyük Kitaplar” orijinal sanat eserleri olup, her biri sanatçılar tarafından imzalanmış ve numaralandırılmıştır.

Teriade’nin resimli kitap fikri, onun yayıncı olarak tecrübesinin ve Ortaçağ’ın el yazmaları ve resimleri hakkındaki derin bilgisinin sonucu olarak gelişmiştir. 1964 yılında Midilli Belediyesi’ne Theofilos Müzesini hibe etmiştir ve daha sonra Midillili mimar G. Gianulelis’in tasarımı ile yalın bir mimariye sahip ve Theofilos Müzesi’nin bulunduğu aynı bölgede Modern Sanat Müzesi’ni kurmuştur. Müzenin her salonunda, her bir “Büyük Kitap” vitrin içinde sergilenmekte, duvarlarda ise “Büyük Kitap” a ait resim ve sayfaların çoğu ziyaretçilere sunulmuştur. Duvarda asılmış eserler, numaralandırılmış kitabın basımından önceki son deneme sayılarıdır. Bu resimler sayesinde, ziyaretçi ilham konusunda yaratıcılık çabalarını seyredebilir ve böylece adeta resim – şiir diyaloğunda yer alabilir. Teriade’ın amacı zaten buydu ve bu amacını başarmaktadır ve hatta bu başarısı o kadar doruk noktasına ulaşmaktadır ki Müzenin adı “Açık Kitap” a dönüşebilir. Müzede aynı zamanda Theofilos’un 37 eseri Caruis’in altı eseri ve Kaliyannis’in de üç eseri sergilenmektedir.

Arkeoloji Müzesi (Eski Bina)
Midilli şehrinin güney limanı civarında bulunmaktadır. 1912 yılında inşa edilmiş ve bugün karuma altına alınmış muazzam bir konakta barındırılmaktadır. Merkezi binada, tarih öncesinden Roma dönemine kadar uzanan geniş bir periyoda ait eserler, heykelcikler, seramik ve takılar sunulmaktadır. Avlusunda ise, ağır eserler yerleştirilmiştir. Klopedis’in antik tapınaklarından eşsiz Aiol sütun başlıkları, Arkaik dönemden Roma dönemine kadar uzanan periyoda ait en önemli yazıtlar, mezar taşları, rölyefler (kabartmalar) heykeller ve paralar. Müzede şu koleksiyonlar bulunmaktadır. 20. Tarih öncesi ve Klasik Eserler Dairesi’nin kazılarından buluntular, Ayos Vartholomeos Neolitik Mağarası kazılarının buluntularının yanı sıra özel kişilere ve derneklere(Simantin, Grimani, Alatza, Lagu, Binu vs.) ait ve müzeye hibe edilmiş buluntular.

Arkeoloji Müzesi (Yeni Bina)
Arkeoloji Müzesinin eski binasına yakın, çok modern (1995) bir sergi salonunda barındırılmaktadır. 1999 yılında kurulan ve heykel, günlük eşyalar ve antik villalardan usta işi mozaikler yer alıp amacı M.Ö 2. Yüzyıldan M.S 2. Yüzyıla kadar Midilli adasındaki hayat tarzının bir görünümünü ziyaretçiye sunmak olan müzenin salonlarında kalıcı olarak “Hellenistik dönemden Roma dönemine kadar Midilli adası” adlı koleksiyon sergilenmektedir. Koleksiyonun sunumu, sergilenen eserlerin genel olarak daha iyi anlaşılması için açıklayıcı metinler, haritalar ve maketler ile tamamlanmaktadır. Müzede şunlar sergilenmektedir: Aya Kiriaki tepesinde meydana çıkarılan lüks villalardan mozaik tabanlar ve freskler – ki bunlar Midilli adasının M.Ö 2. Yüzyıldan beri önemli ticari gelişiminin sarsılmaz kanıtlarıdır – ve Hellenistik ile Roma dönemlerinden değerli heykeltıraşçılık örnekleri (kabartmalı mezar taşları, heykeller ve portreler).

Bizans Sanatı Müzesi
Midilli şehrinin merkezinde olan bina, 1978 yılında Ayos Therapontas kilisesinin karşısında inşa edilmiştir. Müzede Bizans ve Bizans sonrası dönemlerinden önemli dini eşyalar sergilenmektedir. Sergilenen eserler pahası biçilmez ikonlar, dini eşya ve kıyafetler, tahta oyması işler, ender el yazmaları ve eski dini kitaplardan oluşturulmaktadır. İkon sergisi 13. Yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar uzanan bir dönemi kapsamaktadır. Ressamları bugün bize meçhul olan özellikle üç tane büyük boydaki ikon görkemlidir. Pantokratoras (Kadiri Mutlak), Ayos İoannis Theologos (İncil yazarı Aziz Yahya) ve Ayos (Aziz) Georgios ikonları.

Midilli Kastro’su (Kalesi)
Midilli limanına yakın, çamlık bir tepenin zirvesinde inşa edilmiş olan Midilli Kalesi, Akdeniz’deki en büyük kalelerden biridir. İnşaasına antik yapı malzemeleri kullanılarak, Bizans döneminde (M.S. 483 – 565) başlanan kale, Cenevizli Gateluzo’ların hükümdarlığı döneminde (1355 – 1462) tamamlanmıştır. 1373 yılında ilk Cenevizli Gateluzo hükümdarı olan I. Francesco tarafından kaleye – burçlu ve hendekli – pek çok kule daha eklenmiştir. 1384 yılında kale yıkıcı bir depremden dolayı harap olmuş ve bu olaydan sonra tekrar inşa edilmiştir. Daha sonra savunmasını güçlendirmek amacı ile, kale yeni unsurlar ile donatılmıştır. (yeni burç, hendek ve toplar ile) 1462 yılında kale Osmanlılar tarafından ele geçirilmiştir. Bugün bile üzerinde kabartmalı bir şekilde Gateluzo ailesine ait hanedanlı karmasının çok açık bir şekilde göründüğü ve aynı zamanda Roma’dan çeşitli düello sahnelerinin işlendiği, taştan bir levhanın sarayın duvarına yerleştirilmiş olduğu, dikdörtgen bir şekilde, taştan yapılmış bir kule olan Galetuzo’ların sarayı hala ayakta kalmıştır. Buna ilaveten, kalenin dış kapısında, üzerinde Paleologos’ların hanedanlık armasının bulunduğu bir levha bulunmaktadır. Osmanlı döneminde, kaleye yeni unsurlar eklenmiştir ve o döneme ait olan medrese de bugün hala ayaktadır. Kalenin içinde savaş zamanlarında şehrin kadın ve çocukları için barınak olarak kullanılan yer altı pasajları ile dört bin metreküplük bir sarnıç da bulunmaktadır. Günümüzde bu kale, yaz aylarında kültür etkinliklerinin yapıldığı bir yer olarak kullanılmaktadır.

Midilli Antik Tiyatrosu
Şehrin kuzey-batı ucundaki çamlık Aya Kiriaki tepesinde bulunmaktadır. 1958 yılında arkeolojik kazılar sonucunda meydana çıkarılan mükemmel bir akustiğe sahip olan ve yaklaşık 15.000 kişilik bir seyirci kapasitesi bulunan tiyatro, antik zamanların en büyük tiyatrolarından biri olarak kabul edilmektedir. Bir anlatıma göre, Roma İmparatoru Pompei, bu tiyatroyu ziyaret ettikten sonra onun mimarisini taklit ederek Roma’da buna benzer bir tiyatro inşa etmeye karar vermiştir.

Morya’daki Su Kemeri
Midilli şehrine 6 km. mesafede bulunan Morya’ya 600m.lik mesafede bulunmaktadır. Roma dönemine (M.S 2. Yüzyıl) ait olan bu taştan yapılmış eserin adada bir benzeri daha bulunmayıp Ayasos bölgesinin su kaynaklarından Midilli şehrine su taşımakta idi. Bugün onarım çalışmaları sürmekte olan ve halk arasında “Kemerler” olarak adlandırılan kemerin en büyük kısmı kurtarılmış bulunmaktadır. Yakın bir ocaktan çıkarılmış, gri renkli mermerden oyulmuş on iki tane sütun ve bunların arasında orta sırasının yedi adet kemeri, alt sırasının ise bir kemeri hala ayakta kalmıştır. Tepesindeki tuğladan yapılmış kemerlerde bulunan su kanalları ile su taşınmaktaydı. Sular, Olimpos dağındaki Megali Limni ( Büyük Göl)’de biriktirildikten sonra yaklaşık 22km uzunluğundaki su kanalları boyunca akarken, buna başka kaynaklardan da sular ekleniyordu. Adanın orta kısımlarındaki bölgelerde, bu su taşıma sisteminin bazı kısımları hala görülmektedir. Bunun Morya bölgesindeki kısmı 170 metre uzunluğunda ve 27 metre boyunda olup 17 kemere sahipti.

Mithimna Arkeoloji Koleksiyonu
Müze, 20. Yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve güzel bir yapı olan Belediye’nin eski binasında bulunmaktadır. Koleksiyon, Mithimna ve çevresinde yapılan arkeolojik kazıların buluntularını içermektedir: çanak, çömlek, heykelcikler, yazıtlar, arkaik mezarlığının lahitleri ve kişisel eşyalarının yanı sıra antik Mithimna’ya ait paralar. Bu koleksiyonda İspanya sahilleri , Kuzey Afrika, Sakız ve Samos adalarından gelme, sıvıları taşımak için kullanılmış amforalar da yer almaktadır. (M.Ö 4. Yüzyıldan M.S 6. Yüzyıla kadar)

Molivos Kalesi (Mithimna)
Geniş antik surlarının kalıntılarının üzerinde, Bizans döneminde inşa edilen kalenin amacı, Frenk ve Osmanlı saldırılarına karşı direnmek üzeredir. İnşaası 1373 yılında, Cenevizli Gateluzo hükümdarı olan 1. Francesco tarafından tamamlanmıştır ve 1462 yılında Osmanlı tarafından daha da güçlendirilmiştir. Bu çok sağlam yapılmış kale, kırmızı ve kahve renkli yöreye özgün taşlardan inşa edilmiştir ve çok sağlam olan surlarında pek çok yazıt, arma ve semboller bulunmaktadır. Kalenin içi, pek çok kattan oluşmaktadır. Kalenin kalın tahtadan yapılmış olan merkezi kapısı, hala muhteşem bir eser olarak varlığını korumaktadır. Çamlık bir tepenin zirvesinde inşa edilmiş olan Molivos kalesi, Doğu Akdeniz’deki en iyi korunmuş kalelerden biridir. Bu kale, günümüzde kültür etkinliklerinin yapıldığı bir yer olarak kullanılmaktadır.

Bu küçük ve taştan yapılmış kale,Osmanlı döneminde inşa edilmiş ve Osmanlı mimarisinin tipik bir örneğidir. 1750 ya da 1760 yıllarında, bölgenin ticari limanını korsanların saldırılarından korumak amacı ile, Osmanlı Donanması’nın tümamirali olan Süleyman Paşa tarafından ,inşa edilmiştir. Küçük boyutlardaki kale, dikdörtgen şekilli olup, dört köşesinde de dikdörtgen kuleleri bulunmaktadır. Kalenin doğu yönünde bulunan merkezi kapısının 2. Kanadının üzeri demirden levhalar ile kaplı idi. Kale kapısının kemeri, sırası ile bir kırmızı, bir beyaz taşlardan oluşup, tipik bir Arap mimarisi örneğidir. Kalenin içindeki muhafızların kaldıkları odaların, taştan ya da tuğladan yapılmış kemerleri de buna benzemektedir. Kalenin bugünkü durumu çok iyidir. Ziyaretçi, duvarlara yerleştirilmiş olan ve kaleye doğulu bir hava katan usta işi süslü Osmanlıca yazıtları görebilir. Ege denizinin muazzam bir manzarasına sahip olan kale, Sigri kasabasının biraz dışında bulunmaktadır.

Sigri Fosilleşmiş Orman
Midilli adasının batı kısmındaki Sigri ile Eresos arasındaki bölgede doğanın eşsiz bir eseri olan bir Fosilleşmiş Orman bulunmaktadır. Paleontoloji, jeoloji ve çevre bakımından pahası biçilmez değerdedir. Bu bölgede yapılan araştırmalar göstermiştir ki yaklaşık 20 milyon yıl önce Ege’nin kuzey-doğu bölgesinde meydana gelen volkanik faaliyetler , volkanik maddelerin şiddetli bir şekilde harekete geçmesine yol açmıştır. Bu volkanik maddeler çok hızlı bir şekilde varolan ormanı kaplamıştır ve bu olaydan sonra bitki dokusunun yeryüzünün doğal ortamından uzak kalması ile bu bitkilerin etrafını kaplayan yoğun silisyum içerikli sıcak sıvı, bölgenin florasının mükemmel bir şekilde fosilleşmesine sebep olmuştur.

Günümüzde volkanik taşların aşınması ile ayakta ve yatık konumda olan, uzunlukları 20 metreye kadar varabilen ve fosilleşmiş ağaçların çapları 3 metreye kadar ulaşan, görkemli ağaç gövdeleri meydana çıkmaktadır. Doğa Tarih Müzesi (1997) ve Midilli adası Orman Müdürlüğü işbirliği ile gerçekleştirilen düzenli kazılar sonucunda bilim açısından çok önemli buluntular ortaya çıkartılmıştır. Bunların arasında Avrupa düzeyindeki en büyük (uzunluğu 7.02m. ve çapı 8.58m. olan) fosilleşmiş ağaç (taxodioxylon albertense) gövdesi de yer almaktadır. Bunların yanı sıra, pek çok kozalaklı (protopinaceae) fosilleşmiş ağaç gövdeleri meydana çıkmış ve şu cinslerin örneklerine de rastlanmıştır: defne, çınar, kayın, palmiye, selvi, akçaağaç vs. Ağaç gövdelerinin yanı sıra da, Doğa Tarihi Müzesinin salonlarında sergilenmekte olan fosilleşmiş tohum, yaprak, dal ve kökler de bulunmuştur. 1985 yılında -Cumhurbaşkanının kararnamesi ile- Yunan devleti, bu fosilleşmiş Ormanı, onu korumak ve düzgün bir şekilde idare edebilmek amacı ile, “Koruma Altına Alınmış bir Doğa Eseri” olarak ilan etmiştir. 1994 yılında ormanın daha düzenli bir şekiklde bakımı ve tanıtılmasının yanı sıra bilimsel araştırma ve inceleme amacı ile son derece modern bir müze kurulmuştur. Müze binası, doğal çevresine tamamen saygı gösterilerek, gri renkte lav taşlarından inşa edilmiştir. Yakın zamanlarda müze tesislerinin yanında ziyaretçilerin daha rahat gezmelerine olanak tanıyan, özel bir şekilde gövdelerinin yerleştirilmesi ile Fosilleşmiş Orman Jeo Parkı kurulmuştur.

BU KONU İLE BAĞLANTILI DİĞER LİNKLERİMİZ:

>> TARİHTE MİDİLLİ >> TIKLAYINIZ

>> KİLİSELER-MANASTIRLAR >> TIKLAYINIZ